Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche tarafından 1883–1885 yıllarında parça parça yayımlanmıştır.
Kitap klasik bir felsefe kitabı formatında değil; daha çok hikaye, alegori, aforizma tarzında. O nedenle daha çok olayları değil benim algıladığım ana fikirleri özetleyeceğim. Bu özetin pdf halini de buraya bırakıyorum.
Sitedeki diğer kitap özetleri için Kitap Özetleri ile Düşünce Tarihinde Yolculuk sayfasına göz atmanızı tavsiye ederim.
İçindekiler
1. Bölüm
BAŞLANGIÇ HİTABESİ
Zerdüşt dağdaki on yıllık yalnızlığının ardından insanlara inme kararı alır ve üstinsan öğretisinin halka sunuşu başlar. Güneşin ışığı gibi kendisinin de, anlam kazanması için başkalarına ihtiyacı vardır.
Yaşlı ermişle sohbeti sırasında ermişin Tanrı’nın öldüğünü duymamış olmasına şaşırır. Tanrı’nın ölümüyle eski günahların anlamını yitirmiştir.
Üstinsan fikri: İnsan, aşılması gereken bir şeydir. İnsan, hayvan ile üstinsan arasında gerilmiş bir iptir, bir amaç değil köprüdür. Bu köprüde yürürken yeryüzüne sadık kalınmalı, dünyanın ötesindeki ümitlere kapılanlardan uzak durulmalıdır.
İnsan, mutluluğunu, aklını, erdemini, adaletini ve merhametini bile değersiz görebildiğinde üstinsan anlayışına yaklaşır. Bu, yıldırım gibi dönüştürücü bir anıdır.
Konforun ve güvenliğin tek amaç olduğu, riskten kaçan, farklılığa tahammülü olmayan tip; Üstinsana giden yolu kapatmaktadır. Bu tip, insanın yaratıcılığını ve kaosunu kaybetmiş halidir. Ama nedense Halk bu tipi istemektedir.
Yolculuğunda kartal (ruh, yükseklik, sezgi) ve yılan (beden, zekâ) onun simgesel yoldaşlarıdır.
ZERDÜŞT’ÜN KONUŞMALARI
Zerdüşt, ruhun üç aşamalı dönüşümünü anlatır: deve → aslan → çocuk.
- Deve: Güçlü, dayanıklı ruh “en ağır” yükleri omuzlamak ister. Bu ağır yükler kendini sınayan işlerdir. .
- Aslan: Çölde ruh, özgürlük ister ve büyük ejderha ile savaşır. Ejderha “Sen yapmalısın”dır; geçmişin kutsallaştırdığı tüm değerleri temsil eder. Aslan yeni değer yaratamaz, ama yeni yaratımlar için özgürlük alanı açar
- Çocuk: Yaratma için gerekli masumiyet, unutkanlık, oyun ve yeni başlangıcı temsil eder. Aslanın yıkım gücü, çocuğun yaratıcı gücüne dönüşür.
Zerdüşt, uyku ve fazilet üzerine vaaz veren bir bilgeyi dinler. Bilge, iyi uykunun erdemli yaşamla uyumlu olduğunu söyleyince onu alaya alır. Fazilet kürsüleri aslında uyku öğreten yerlerdir.
Öte Dünyalılar Hakkında
Tanrı aslında insan zihninin yarattığı bir hayalettir; bu hayalet, acı çeken bir benliğin ürünüdür. Öte dünya inancı, yeryüzünde duyulan umutsuzluktan doğar. Zerdüşt, yeni bir öğreti sunar: Yeryüzüne başını kaldırmak, yaşamı ve yolu olduğu gibi istemek.
Bedeni Küçümseyenler Hakkında
Tamamen bedenim ben der Zerdüşt. Ruh, bedenin yarattığı bir araçtır. Beden büyük akıldır; düşünceler ve duygular onun aletleridir. Bedeni küçümseyenler, aslında kendi varlıklarının düşüşünü yaşarlar; artık kendilerinden üstün bir varlık yaratamazlar.
Zerdüşt, uzun, kendinden hoşnut bir fazilet yaşamındansa, uğruna yıkılınacak tutkulu bir çılgınlığı yeğler.
Okuma ve Yazma Hakkında
Hikmetli sözler yükseklerde olmalıdır; onları anlayacak kişiler de yüce olmalıdır. Gerçek bilgelik, yücelik ile gülmeyi birleştirir; en yüksek dağlarda bile trajediye gülünebilir.
Hayatı sevmenin nedeni, hayat değil, sevmeye alışmaktır. Zerdüşt, hayatı hafiflikle, dansla, tebessümle yaşamayı; ağırlığın ruhunu öldürmeyi öğütler.
Dağdaki Ağaç Hakkında
Görünmeyen kuvvetler insanı en çok etkileyen şeylerdir; tıpkı ağacın görünmeyen ellerce eğilip bükülmesi gibi. İnsan, yüksekliklere çıkmak istedikçe kökleri tarafından karanlığa ve kötülüğe çekilir.
Çalışkanlık bile bir kaçış ve kendini unutma biçimidir.
Zerdüşt, askerleri değil savaşçıları över; savaşçının kendi düşmanını seçmesi, onunla gurur duyması gerekir. Barış, yeni savaşlar için bir araç olmalıdır. Cesaret, merhametten daha büyük işler yapar.
Yeni Putlar Hakkında
Devlet, “Ben halkım” yalanını söyler; iyinin ve kötünün dilini çarpıtır, her şeyi çalar ve sahtedir. Gereksiz insanları besler, onları ayartır ve güç illüzyonu sunar. Bu yeni put, kahramanları ve erdem sahiplerini kendi etrafına toplar, erdemleri satın alır. Devletin sona ermesi üst-insana giden yoldur.
Panayır Sinekleri Hakkında
Panayır (şöhret ve halkın ilgisi) zehirli sineklerle doludur; halk büyük yaratıcıları değil, büyük oyuncuları över. Hakikat aşığı, panayırdan uzak durmalı; çünkü panayır halkı gürültü ve gösteri sever. Sinek-kovmak kaderiniz olmasın, yalnızlığa sığının.
Dostluk, gerektiğinde düşman olmayı da gerektirir; dostundaki en iyi düşmanına saygı duymalısın.
Bin Bir Amaç Hakkında
Zerdüşt, farklı halkların her birinin “iyi” ve “kötü” anlayışlarının farklı olduğunu keşfetmiştir. Bir halkın kutsal ve yüce saydığı şey, başka bir halk için küçültücü veya gülünç olabilir. Her halk değerlerini ihtiyaçları, toprağı ve komşularına göre belirler.
“İyi” genellikle zor, nadir ve güç olan, toplumu iktidara taşıyan şeydir. Ancak bu değerler, komşu halklarda kıskançlık veya korku uyandırır. Bu değerlerin insanın kendini koruma ve anlam yaratma çabasıdır. Ancak insanlığın hâlâ ortak bir amacı yoktur.
Başlangıçta değerleri halklar yaratmış, daha sonra bireyler ortaya çıkmıştır. Sürüdeki mutluluk, “ben”in mutluluğundan eskidir. Bireysel çıkarını yalnızca kendi için arayan sürünün çöküşüne yol açar.
Diğerkâmlık Hakkında
Diğerkâmlık aslında kendine duyulan kötü sevgidir. İnsanlar, kendilerinden kaçarak yakınlarına sığınır, böylece erdem icat ettiklerini sanırlar. Ancak Zerdüşt, yakınlardan çok en uzaktakileri sevmeyi tavsiye eder. En uzaktakine yani geleceğe ve hayallere duyulan sevgi, insana duyulan sevgiden daha yücedir.
Yaratıcının Yolu Hakkında
Yaratıcı olmak isteyen, yalnızlığa çekilmek ister; ancak bu, sürünün gözünde günahtır. Bu kişi kendi alevinde yanmalı ve küllerinden doğmalıdır. Kendinden üstün bir şey yaratmak isteyen, önce kendini hor görebilmelidir. Bu yol hem yıkıcı hem yaratıcıdır; hedefi, kendinden daha yüce bir varlık ortaya koymaktır.
İhtiyar ve Genç Kadıncıklar Hakkında
Zerdüşt’e göre kadının tek çözümü hamileliktir; erkek kadın için araçtır, amaç ise çocuktur. Erkek ise kadınla tehlike ve oyun arar. Kadın, erkeğin içindeki çocuğu keşfetmeli ve üstinsanı doğurma arzusunu taşımalıdır.
Kadının sevgisi tehlikelidir; uğruna her şeyi feda eder. Kadının nefreti ise daha da serttir. Erkeğin mutluluğu “ben isterim” iken, kadınınki “o ister”dir.
İhtiyar bir kadın, Zerdüşt’e küçük bir nasihat verir: “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!”
Engerek Sokması Hakkında
Zerdüşt’ü uyurken sokan yılan onu zehriyle uyandırır. Kötülük aslında bize iyilik yapar bazen.
Gerçek adalet, yalnızca cezalandırmayan değil, herkesi beraat ettiren sevgidir.
Çocuk ve Evlilik Hakkında
Evlilik, iki kişinin daha üstün bir varlık yaratma isteğidir. Ancak çoğu evlilik, ruhun iki kişilik yoksulluğuna dönüşür. Sevgi, üstinsanı yaratma arzusuyla yönlendirilmeli; aşkın acısı bile bu yaratıcı özlemi beslemelidir. Evlilik, yalnızca bir ihtiyaç ya da kaçış değil, kutsal bir yaratma eylemi olmalıdır.
Erdem Hakkında
Gerçek erdem, yeryüzünün amacına hizmet eder; yeni bir “iyi ve kötü” yaratır. İnsan, bin yılların mirasını taşır, hem bilgeliğini hem deliliğini. Bunlarla yeni yaratılmalıdır. Yaratıcı, savaşan ve değer biçendir; bu yüzden yalnızca öğrenci kalınmamalı, hocalar aşılmalıdır.
2. Bölüm
Ayna Tutan Çocuk
Zerdüşt, mağarasına döner; tıpkı tohumunu saçmış bir çiftçi gibi bekler. Ancak vereceklerinin bitmediğini hisseder.
Bir sabah gördüğü rüya onu sarsar: Elinde ayna tutan bir çocuk, ona kendine bakmasını söyler. Ancak aynada kendi yüzü yerine şeytanın yüzünü görür. Bu, öğretilerinin düşmanlarca bozulduğuna işarettir. Bu uyanışın ardından sevgisi taşan bir nehir gibi dostlarına ve düşmanlarına ulaşmak ister. Eski sözlerden ve yollardan bıkmıştır; yeni sözler, yeni yollar arar.
Saadet Adaları’nda
Tanrı, sadece bir zandır; önemli olan yaratıcı iradenin kendisidir. Üstinsan’ı doğrudan yaratamasak bile onun atalarını, öncülerini yaratabiliriz. Dünya, insanın kendi aklı, görünümü, iradesi ve sevgisiyle şekillendirilmelidir.
Gerçek değer, faniliği yücelten yaratma eylemidir. Yaratıcı olmak için çok acı ve dönüşüm gerekir.
Merhametliler Hakkında
Merhamet, utanma duygusunu yok edebilir ve gururu incitebilir. Gerçek yardım, incitmeden yapılmalıdır. Yardım, çoğu zaman minnetten çok kin doğurur. Dostlarımıza yardım ederken, onların gururunu kırmayan bir sertlik gerekir.
Büyük sevgi, merhameti aşar; çünkü yaratmak ister. Gerçek yaratıcı, sevgisini kendini sunarak gösterir ama merhametsizdir.
Erdem sahipleri, erdem karşılığında ödül beklememelidir; Erdemin kendisi ödüldür. İnsanların zihnine ödül-ceza mantığı yerleşmiştir, bu temizlenmelidir.
Ayaktakımı Hakkında
Hayatı bir haz pınarıdır; fakat bu pınar, ayaktakımı tarafından zehirlenir. Bu yüzden bazı insanlar, pınarı ayaktakımıyla paylaşmamak için çöle çekilir.
Zerdüşt, asıl tiksintisinin hayatın ayaktakımına da ihtiyaç duyuyor olabileceği ihtimali olduğunu söyler. Hükümdarların iktidar mücadelesi bile aslında ayaktakımıyla pazarlıktır. En sonunda, tiksintisi ona kanat olur; en yüksek irtifalarda, ayaktakımının hiç içmediği bir haz pınarını bulur.
Zehirli Örümcekler Hakkında
Eşitlikçiler zehirli örümceklerdir. Onların adalet dedikleri aslında intikamdır. Eşitlik istencinin ardında incinmiş kibir, kuşaktan kuşağa geçen kin vardır. Eşit değildir insanlar. Ve eşit olmamalıdırlar da!
Hayatın doğası gereği farklılık, mücadele ve üstünlük arzusu vardır. Güzellikte bile çatışma bulunur; kubbe ve kemer gibi ışıkla gölgenin yarışı, hayatın yücelme isteğini gösterir.
Mezar Türküsü
Zerdüşt, mezarlar adasına gençlik hayallerini, anılarını ve sadakatle bağlandığı dostlukları gömdüğünü söyler. Mezarlardan sonra yeniden diriliş ancak irade sayesinde mümkündür. Mezar olan yerde görülür yeniden dirilmeler!
Kendini Aşmak Hakkında
Bilgelerin hakikat iradesi dedikleri şeyin özü güç istencidir. İnsanlar dünyayı kendi değerlerine göre şekillendirmek ister.
Her yaşayan bir itaat edendir. Kendine emredemeyen başkasına boyun eğer. Emretmek itaatten zordur çünkü risk içerir. Zayıf, daha güçsüzlere hükmetmek için güçlüye boyun eğer. Sevgi ve fedakârlıkta bile efendi olma arzusu vardır.
En büyük kötülük, en yüksek iyiliğin bir parçasıdır. Yeni değerler yaratmak için önce eski değerleri yıkmak gerekir. Sükunet, bastırılmış hakikate dönüşürse zehirler.
Kültür Ülkesi Hakkında
Bugünün insanları maziden ve yabancı kültürlerden parça parça alıntılarla doludur, kendilerine ait bir özleri yoktur. Kısır oldukları için inançsızdırlar. Hakikati bildiren rüyalara sahip olamazlar.
Zerdüşt onlarla ne çıplakken ne giyinikken bir bağ kuramaz; henüz keşfedilmemiş olanı özler.
İffetli Bilgi Hakkında
Gerçek masumiyet, yaratma iradesinde bulunur. Sevmek ve yok olmak birlikte gider. Zerdüşt, hayatı Güneş gibi sever; güneş masum ve yaratıcıdır, derinlikleri kendi seviyesine yükseltmek ister. İdrak da böyledir: tüm derinlikler yükseğe çıkarılmalıdır.
Büyük Vakalar Hakkında
Zerdüşt ona özgürlük diye böğüren büyük vakalara inanmadığını söyler; en büyük vakalar şamata değil, dingin anlardır.
Dünya, yeni şamata çıkaranların değil, yeni kıymetler bulanların etrafında döner. Heykel devirenlere, bu eylemin çoğu kez ahmaklık olduğunu, yıktıkları heykelin horgörüyle yeniden hayata döndüğünü söyler.
Kurtuluş Hakkında
İnsanın fiziksel eksiklerini gidermek çoğu zaman ruhsal zarar getirir. Kamburunu alırsan, ruhunu da almış olursun. Çünkü asıl sakatlık bedende değil, ruhtadır.
Kurtuluşun özü: Geçmişi çözümleyip bütün ‘böyle idi’leri ‘böyle istiyordum’a dönüştürmektir.
En Sakin Saat
Zerdüşt, kendini henüz yeterince olgun, yeterince tevazu sahibi hissetmez. Sözleri dağları yerinden oynatmamış, insanlara ulaşmamıştır.
Büyük emirler vermek, büyük işler başarmaktan zordur. Buyuracak olan, güvercin ayaklarıyla gelen fikirler gibi sessizce hükmetmelidir. Zerdüşt ise hala toydur, utançtan kurtulmamıştır. Tekrar inzivaya çekilir.
3. Bölüm
Evham ve Muamma Hakkında
Yüreklilik, insanın ıstıraplarını bile oyunla yenmesini sağlar; hatta ölümü bile “Bir daha!” diyerek karşılar. Bu düşünce, ebedi dönüş fikrini ima eder: her şey tekrar eder, biz de tekrar yaşarız.
Boğazına kaçan yılanı ısırıp tükürmek gerekir. Bu ağırlığın ve içe çöreklenen kötülüğün yenilmesini, ardından gelen yaratıcı özgürlüğü simgeler.
Güneşin Doğuşundan Önce
Gökyüzünün masumiyeti, yıldızlarını saklaması ve sessizliği Zerdüşt’ü etkiler. En büyük düşman, göğü lekeleyen gelip geçici bulutlardır: ikircikli, kararsız, yarım yamalak olanlar.
Ebedi irade fikrini reddeder; onun yerine tesadüf, haytalık ve cüreti koyar. Dünya, tanrıların zar oynadığı bir masa gibidir; ilahi düzen değil, masum tesadüfler hüküm sürer.
Küçültücü Fazilet Hakkında
Zerdüşt, insanlara yeniden karıştığında onları küçülmüş bulur. Bu, fiziksel olduğu kadar ruhsal bir küçülmedir. Onların küçük faziletlere sarıldığını, konfor ve tevazu kisvesi altında aslında vasatlığa teslim olduklarını görür. Fazilet dedikleri çoğu kez korkaklıktır; acıdan kaçınmak, herkesi hoşnut etmek, çatışmadan sakınmak.
Bu teslimiyet yüzünden toplum giderek kısırlaşır. İnsan, evcilleşir.
Zerdüşt, eskiden cesur ve özgür ruhlu gördüğü insanların şimdi rahat ve ödlek olduklarını görür. Bir zamanlar ışık ve özgürlük etrafında sinekler gibi dönenler, şimdi söylenti yayan, gece ibadetlerine kapanan dönmeler olmuştur.
Üç Kötülük Hakkında
Zerdüşt, rüyasında şehvet, iktidar hırsı, bencillik’i yeniden değerlendirir.
- Şehvet: Aslan iradeliler için kalp güçlendiricisidir. Gerçek anlamı, daha yüksek bir saadetin ve birleşmenin sembolüdür.
- İktidar hırsı: Toplumları yıkan güçtür ama aynı zamanda yalnızları yüksekliğe çeken, dağlardan ovalara inen yaratıcı güçtür.
- Bencillik: Kudretli, şifa veren, yaratıcı bir merkez olma halidir. Sahte tevazudan kaçınmak gerekir.
Ağırlığın Ruhu Hakkında
Ağırlığın ruhu insanı aşağı çeken, kendini sevmeyi engelleyen güçlerdir. Buna karşı durmak gerekir.
İnsanlar, bebeklikten itibaren “iyi” ve “kötü” gibi ağır kavramlarla yüklenir, bu da kendi özünü keşfetmesini zorlaştırır. “Ben”, “Evet” ve “Hayır” diyebilen özgürleşir. Başkalarına yol sormak anlamsızdır; kendi yolu kendine özeldir.
Eski ve Yeni Levhalar Hakkında
Toplum, geçmişin değerlerini körü körüne taşır. Yeni değerler yaratmak için eski ahlak levhaları parçalanmalıdır. Yaratıcı kişi şimşek gibi keskin ve haşin olmalıdır. Yeni levha: “Haşin olun!”
Gerçek soyluluk geçmişten değil, geleceğe yönelen iradeden gelir. Nereden geldiğin değil, nereye gittiğin önemlidir.
Büyük Hasret Hakkında
Zerdüşt ruhunu karanlıktan, utançtan ve sahte faziletten kurtarmış; güneşin önünde çıplak duracak özgürlüğe kavuşturmuştur. Ona hem “hayır” hem “evet” deme cesaretini, derin hor görüyü, itaatsizliği ve kader bilincini öğretmiştir. Artık ağlamak yerine şarkı söylemeyi seçer; çünkü şarkı, dolgunluğu ve kurtuluşu çağırır.
Öteki Oyun Türküsü
Hayat, hem bağlayıcı hem kışkırtıcıdır; hem nefret edilen hem sevilen bir sevgilidir. Zerdüşt, hayatla bazen yakınlaşır, bazen uzaklaşır.
Dünya ve acı derindir; fakat haz, kalp acısından da derindir; her haz, derin ebediyeti ister.
Yedi Mühür
Zerdüşt, ebediyeti sevdiğini, çünkü onunla yeniden dünyaya gelme halkasını istediğini tekrar tekrar söyler. Bu bağlılık, eski değerlerin yıkılması gibi geleceği doğurma arzusuyla iç içedir.
Ebediyet sevgisi, hafiflik ve kuş özgürlüğü ile birleşir. Kuş bilgeliği: türkü söyle, konuşma der; çünkü sözler ağır olanlar içindir, hafif olanlar için şarkı yeterlidir.
4. Bölüm
Uzaklardan yüksek insanın yardım çağrısı gelir. Yolda; savaş erdemini öven kralları, tam bilmeyi öven (yarım bilmekten tiksinen) sülük uzmanını, yüceliğinin yalan olduğunu farkeden bir büyücüyü, tanrının öldüğünü duyan son papayı , merhametinden kaçan dünyanın en çirkin insanını, nihilist gölgesini (hiçbir şey hakikat değildir, müsaade edilmiştir her şeye diyen) görür ve onları mağarasına davet eder.
Ardından öğle vakti meditatif bir iç diyaloğa başlar. Sonunda “Ey ebediyet pınarı!… Ne zaman içeceksin ruhumu geri?” diye seslenir. Bu, hem huzur anının hem de varoluşun geçiciliğinin farkında olan bir duadır.
Zerdüşt mağarasına döndüğünde yolda karşılaştığı bütün kişiler oradadır. Bu umutsuzlara hitap ederken: Gün boyu aradığı yüksek insanın zaten mağarasında olduğunu fark eder. Ancak bu topluluk kötü bir cemaattir. Zerdüşt onlara karşı dürüsttür: “Sizler değilsiniz benim bu dağlarda beklediğim”. Beklediği kişiler daha yüksek, daha kuvvetli, daha muzaffer, daha neşeli aslanlardır.
Akşam yemeğinde yüksek insan üzerine konuşulur:
Yüksek İnsan Hakkında
Tanrının ölümüyle üstinsanın zamanı gelmiştir. Yüksek insana öğütler:
- Küçük faziletleri (tevazu, kurnazlık) aşın.
- Cesur olun. Başarısızlıktan utanmamak, kendine gülmeyi öğrenmek gerekir.
- Dürüstlük, kuşku, pazar yerinden (halkın beğenisinden) uzak durmak önemlidir.
- Güzel gülmeyi unutmayın! Öğrenin raks etmeyi!
Uyanış
Yemek bittiğinde misafirlerin dertlerini unuttuğunu, onlara verdiği özlü, kuvvetli sözlerin tesir ettiğini fark eder. Onların eski utançlardan kurtulup bayram eder hale gelmesini kendi zaferi sayar.
Ancak mağaraya dönüp baktığında onları eşeğe tapar halde bulur. Zerdüşt onları azarlar.
Eşek Festivali Hıristiyanlıkla alay eden bir metafordur. İbadeti gücünü yitirmiştir ondan neye ibadet edildiğinin bir önemi yoktur. Eşek metaforu en azından onlara inanacak bir şey verir, bunun aptalca olduğunu bilseler de…
Zerdüşt sabah uyandığında; yanındaki yükselmiş insanlara başta merhamet etmiş olduğunu farkeder. Artık bu (merhamet) günahını da geride bırakabilir. Bu tür insanlara neyi nasıl öğreteceğini öğrenmiştir.
Sonunda mağarasını karanlık bir dağdan doğan sabah güneşi gibi terk eder.