Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler adlı eseri, yalnızca bir hükümdarın değil, aynı zamanda bir filozofun iç dünyasına açılan benzersiz bir kapıdır. Stoacı felsefenin temel ilkeleri doğrultusunda kaleme alınan bu eser, insanın kendini aşması, doğayla uyum içinde yaşaması ve erdemli bir hayat sürmesi üzerine derin içgörüler sunar. Bu kitap, gücün ve iktidarın zirvesindeki bir adamın, dünyevi hırsların ötesine geçerek zihinsel dinginliğe ulaşma çabasının bir yansımasıdır ve yüzyıllar boyunca insanlara rehberlik etmeye devam etmektedir.
1. KİTAP
Dedem Verus’tan: Soylu ve öfkeden arınmış bir karakterin örneğini gördüm. Ünün ve onun mirasının önemine karşı sakınımlı ve kararlı olmayı öğrendim.
Annemden: Dindarlık, cömertlik ve sadece kötü eylemlerden değil, bunları düşünmekten bile kaçınmayı edindim. Ayrıca, yaşamda sadelik ve varsılların alışkanlıklarından uzak durmayı öğrendim.
Hocamdan: Taraf olmamayı, zahmete katlanmayı, kendi işimi kendim görmeyi ve başkalarının işine karışmamayı öğrendim. İftiraya kulak vermemek ve gereksiz meselelere kafa yormamak önemlidir.
Rusticus’tan: Kendimi geliştirmem gerektiğini, gereksiz sofistikadan ve gösterişten kaçınmayı, retorik ve ince biçemle uğraşmamayı öğrendim. Bilgiçlik taslamamak ve doğal bir sadelik içinde yaşamak erdemdir.
Apollonius’tan: Ahlâksal özgürlüğü ve mantıktan ayrılmamayı öğrendim. En büyük acılarda bile tutarlı kalmak, gerçek irade gücünü gösterir.
Catulus’tan: Dostların eleştirilerini göz ardı etmemeyi ve onlarla yeniden güçlü ilişkiler kurmayı öğrendim. Gerçek dostluk, zaman zaman çatışsa da sürekli bir bağlılık gerektirir.
Severus’tan: Aile, doğruluk ve adalet sevgisini öğrendim. Özgürlüğe dayalı bir monarşinin değerini ve uyrukların haklarına saygıyı kavradım.
Maximus’tan: Kendine hakim olmayı, kararlılığı ve her durumda dengeli olmayı öğrendim. Gerçek güç, ılımlılık ve istikrar ile kendini gösterir.
2. KİTAP
Gün ışıyınca kendine hatırlat: İnsanlar birbirlerine yardım etmek için yaratılmışlardır; öfkelenmek ya da nefret etmek doğaya aykırıdır.
Evrenin doğası ve insanın yeri: Tanrıların işleri tanrısal bir düzenle iç içedir. Her şey evrenin bütününe faydalıdır ve evreni ayakta tutan ögelerin dönüşümüdür. Eğer bu ilkelere inanıyorsan, hayatı ve ölümü kabul etmeli, tanrılara minnettarlık duyarak yaşamalısın.
Yaşamın kısalığını unutma: Ne kadar zaman kaybettiğini düşün. Sana ödünç verilen zaman sınırlıdır ve bir kez kaybedildiğinde geri gelmez. Zihnini boş uğraşlarla dağıtmak yerine yaşamın değerini anlamalısın.
Kendine ihanet etme: Kendine kötü davranıyorsun, ruhum. Yaşam kısa ve sen hala kendi mutluluğunu başkalarının eylemlerine bağlı kılıyorsun. Kendine saygı duymadıkça özgür olamazsın.
İnsan ruhunun farkındalığı: Başkalarının ruhunda neler olup bittiğini fark etmeyen biri mutsuz olabilir; ancak kendi ruhunun devinimlerini fark etmeyen biri kaçınılmaz olarak mutsuzdur.
Evrenin düzenini anla: Evrenin doğasını, kendi doğanı ve bunların nasıl bir bütün oluşturduğunu bilmelisin. Hiç kimse, doğayla uyumlu yaşamanı engelleyemez.
Hataların doğası: Theophrastos, aşırı cinsel istekten kaynaklanan hataların öfkeden kaynaklananlardan daha ciddi olduğunu söyler. Çünkü öfke acıdan doğar, ancak hazdan doğan suç, daha derin bir ahlaki bozulmayı gösterir.
Yaşamın sonu herkes için aynıdır: Üç bin yıl da yaşasan, herkesin kaybettiği aynı andır. Kimse geçmişi ya da geleceği kaybedemez, çünkü sahip olunan tek şey şimdiki zamandır.
Zihnin algısı gerçeği belirler: Her şey, senin onu nasıl gördüğünle ilgilidir. Zihin algıyı şekillendirir ve gerçeklik bu algıya dayanır.
3. KİTAP
Doğanın Estetiğini Kavra: Doğadaki şeyler ilk bakışta kusurlu görünebilir, ancak hepsi evrensel düzenin bir parçasıdır. Ekmeğin kabarmış çatlakları, olgunlaşan incirin yarılması, yaşlılığın izleri—bunlar doğanın akışında güzelliği barındırır. Doğayı gerçekten seven biri, bu detayları fark eder ve onların içsel estetiğini görebilir.
Ölüm ve Yazgıdan Kaçınılmazlık: Büyük düşünürler ve savaşçılar bile sonunda ölüme boyun eğmiştir. Hippokrates hastalandı, İskender öldü, Sokrates bile bir tür pire tarafından yok edildi. Gemi limana vardığında, kıyıya çıkmalısın; yani ölüm geldiğinde, ona direnmek anlamsızdır.
Başkalarının İşlerine Fazla Takılma: Eğer yaptığın şey kamu yararına değilse, başkalarının ne yaptığıyla, ne düşündüğüyle ilgilenmek, kendi zihnini boşa meşgul etmekten başka bir şey değildir. Her an zihnine gelen düşünceleri sorgula; eğer bunları başkalarına yüksek sesle söylemekten utanıyorsan, onları aklından çıkarmalısın.
Gerçek Erdemi ve Değerleri Koru:Eğer içsel rehberin dürtülerine egemen olmayı, düşüncelerini gözden geçirmeyi ve duyuların ayartıcılığından kurtulmayı öğütlüyorsa, bunu her şeyin üstünde tutmalısın. Çünkü insanın en değerli varlığı, kendi aklı ve karakteridir.
Gerçek Dost, Sağlam Bir Yargıdır: Yargı yeteneğin en büyük gücündür. Doğru yargıya sahip olan, insanlarla dost olur ve tanrılarla uyum içinde yaşar.
Her şey gelip geçicidir, yalnızca şimdi yaşanır ve en uzun süren ün bile bir nesilden diğerine unutulup gider. Öyleyse, yalnızca içinde bulunduğun anı değerlendirmelisin.
Her Şeyi Özüne İndir: Karşına çıkan her şeyi en temel haliyle düşün. Onun özünü, neden var olduğunu ve evrendeki yerini sorgula. Böylece gerçeği görebilirsin.
Vakit Kaybetme, Kendine Gel: Kendine notlar almayı ya da yaşlılık için plan yapmayı bırak. Şimdi harekete geç, çünkü başka bir zaman olmayabilir. İçsel rehberine güven ve yola çık.
İyi insanın en büyük gücü, yazgısının ona getirdiği her şeyi kabul etmek ve içsel dinginliği korumaktır. Ne tutkuların baskısı altında kalır ne de öfkelenir. Gerçek özgürlük, doğaya uygun bir şekilde yaşamak ve kaderine gönüllü olarak teslim olmaktır.
4. KİTAP
İçimizdeki yönetici ilke doğayla uyum içindeyse, olaylarla kolayca başa çıkabilir. Ateşin içine atılan her şeyi özümsediği gibi, güçlü bir zihin de karşısına çıkanları kullanarak gelişir.
İnsanlar huzuru dışarıda arar, ancak en dingin ve erinçli sığınak insanın kendi içindedir. Bu içsel sığınağa dönmek, hoşnutsuzlukları gidermek ve yaşamı kabullenmek için gereklidir. Kendi zihnine çekildiğinde, kısa ama temel düşünceler sana rehberlik etmeli.
İnsanlar bilinçsizce hata yapar. Ussal varlıklar birbirleri için doğmuşlardır ve hoşgörü adaletin bir parçasıdır. Ölüm ve yozlaşma herkesin kaçınılmaz sonudur, bu yüzden şikâyet etmek anlamsızdır.
Ün kısa sürede unutulur, zaman her şeyi yutar. Dünya küçüktür, burada seni övecek kaç kişi var ve bunlar kimlerdir? Gerçek mutluluk içsel sığınağa dönmek ve özgürlüğünü korumaktır.
Ölümün Doğallığı: Doğum gibi ölüm de doğanın bir parçasıdır. Tıpkı incirin acı özsuyunu üretmek zorunda olması gibi, bazı şeylerin doğası gereği olması kaçınılmazdır. Çok yakında herkes ölecek ve adları unutulacaktır.
Şeyleri Gerçek Göründüğü Gibi Değerlendir: Başkalarının yargılarına göre değil, şeyleri oldukları gibi gör. Zihnin gerçeği algılayışını temiz tut.
Erinç içinde yaşamak için az şey yap. Gereksiz eylemleri ve düşünceleri ortadan kaldırarak iç huzura ulaş.
5. KİTAP
Sabahları yataktan kalkmak zor geldiğinde, bir insan olarak görevini yerine getirmek için doğduğunu hatırla. Ağaçlar, kuşlar, karıncalar bile doğalarına uygun şekilde çalışırken, insan olarak sorumluluklarını yerine getirmemek büyük bir kayıptır. Dinlenmek elbette gerekir, ancak gereğinden fazlası insan doğasına aykırıdır. Mesleğini seven biri gibi, doğana ve görevlerine tutkuyla sarıl.
Gerçek iyilik, bir üzüm asmasının meyve vermesi gibi, doğallıkla yapılmalıdır. Yapılan iyiliği duyurma çabası, onun değerini azaltır. Toplum için yapılan bir iyilikten kaçınmamalı, ancak bunu gösteriş için yapmamalısın.
Gerçeklik katmanlarla örtülüdür ve filozoflar bile onu tam anlamıyla kavrayamaz. Duyusal izlenimlerin aldatıcı olabilir, bu yüzden gerçeği kavramaya odaklan.
Düşünceler Zihni Şekillendirir: Zihnin, onu doldurduğun düşüncelerle şekillenir. O yüzden, içindeki düşünceleri sürekli iyilik ve doğrulukla besle.
6. Kitap
Her şey doğanın belirlediği çerçevede ilerler ve sonunda doğaya döner. İnsan, doğa tarafından kendisine bahşedilen erdemleri kullanmalı ve mazeretler üretmeden kendi potansiyelini gerçekleştirmelidir.
İyilik yaparken karşılık beklemek, Stoacı bir bilgelikle bağdaşmaz. Erdemli insan, üzüm veren bir asma gibi doğal olarak iyilik yapmalı ve bunu bir kazanç veya üstünlük meselesi haline getirmemelidir. Ancak, toplum içinde yaşadığının farkında olarak yaptığı iyiliğin etkisini de göz önünde bulundurmalıdır.
Kader, Uyumluluk ve Doğanın Akışı: İnsanın başına gelen her şey, evrensel düzenin bir parçasıdır. Tıpkı Asklepios’un hastalara iyileştirici tedaviler uygulaması gibi, doğa da insanlara gelişmeleri için fırsatlar sunar. İnsan, kendisini yöneten evrensel aklın bir parçası olarak başına gelenleri kabul etmeli ve onlarla uyum içinde yaşamalıdır.
Felsefe, yaşamın en büyük öğretmenidir ve kişinin içinde bulunduğu zor durumları katlanılabilir hale getirir.
Zamanın Akışı ve Geçicilik: Her şey doğar, büyür ve yok olur. İnsanın yaşamı, zamanın sonsuz akışı içinde kısa bir andır. Bu yüzden boş kibir ve geçici hırslardan kaçınmak gerekir. Doğaya uygun yaşamak, en büyük tatmindir. Evrendeki her şey bir düzen içinde hareket eder. İnsan da bu düzene uyum sağlamalıdır. Bağlı olduğu toplum ve evren için yararlı olanı yapmalı, büyük resme odaklanmalıdır.
Övgüye ve dış etkilere bağlı olmadan yaşamak, insanın zihinsel huzurunu korumasını sağlar. Başkalarının erdemlerinden ilham almak, bilgelik yolunda ilerlemeye yardımcı olur. İnsan, sahip olduğu zamanı en iyi şekilde değerlendirmeli ve gereksiz kaygılardan uzak durmalıdır.
7. Kitap
Kötülük nedir? Kötülük, defalarca görülmüş ve tekrar eden bir gerçektir. Tarihin her döneminde ve günlük yaşamda aynı olaylar tekrar eder; bu nedenle yeni olan hiçbir şey yoktur. Her şey kendini yineler ve hemen gelip geçer.
İlkeler ölmez. Bir fikre dayanan ilkeler, onları yaşatan düşünceler yok olmadıkça varlıklarını sürdürürler. Herhangi bir konuda oluşturulması gereken düşünce oluşturulabilirse, kaygıya gerek yoktur. Yaşamı yeniden başlatmak düşünceleri yeniden değerlendirmekle mümkün olur. Bir insanın değeri, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçülür.
Gelecek için kaygıya gerek yoktur; çünkü vardığında, zaten orada olacaksın.
Her şey birbirine bağlıdır ve bu bağ kutsaldır. Her şey birbirleriyle ilişkili olup evrenin düzenini oluşturur.
Evrensel doğa için en değerli şey değişimdir. Besinler değişim geçirmezse beslenmek mümkün olur muydu? O halde, insanın kendi değişimi de evrensel düzen için gereklidir.
8. Kitap
Yaşamının geri kalanını nasıl geçireceğini düşünmelisin. Gençliğinde felsefeye tam olarak adanmadıysan bile, şimdi doğanın senden istediği gibi yaşamalısın. Mutluluk ne ün, ne servet, ne hazda bulunur; insan doğasına uygun yaşamakta ve doğru ilkelere bağlı kalmakta yatar. Her eyleminde kendine şu soruyu sor: “Bu beni nasıl etkileyecek? Sonunda pişman olacak mıyım?” Eğer eylemin, insan doğasına ve evrensel düzene uygunsa, başka bir şeye ihtiyacın yoktur.
Tarih boyunca büyük hükümdarlar bile geçicidir. Oysa filozoflar, gerçeğin doğasını kavradıkları için onlardan daha özgürdürler. Öfkelenmek anlamsızdır, çünkü insanlar hep aynı şeyleri yapmaya devam edeceklerdir.
Her nesneyi ve her olayı sadece özüyle ele al: “Bu şey nedir? Özünde ne vardır? Maddesi ve işlevi nedir?”
Kendi doğana uygun olanı yap, çünkü insan olmak, topluma hizmet etmek demektir. Öfkelenmeden, sabırla ve sağduyuyla hareket etmelisin.
Ölen hiçbir şey evrenin dışına çıkmaz; her şey dönüşür. İnsan da, evrenin döngüsüne katılan bir varlıktır.
Üç tür ilişkin vardır:
- Kendi bedeninle,
- Evreni yöneten akıl ve doğayla,
- Toplumdaki diğer insanlarla.
Bu ilişkileri bilinçli bir şekilde yönetmelisin.
Acı, sadece bedeni etkileyebilir. Ruh ise serinkanlılığını koruyabilir ve onu bir kötülük olarak görmeyebilir. Zihin, kendini nasıl yönlendirdiğine bağlı olarak acıya boyun eğer veya ona karşı durur. Herhangi bir olayla karşılaştığında, ona ek bir anlam yüklemeden sadece olduğu gibi kabul et. Eğer kendi algılarından ötürü üzülüyorsan, bu tamamen senin zihninin yarattığı bir sorundur.
Zihne zarar verebilecek tek şey, yanlış yargılardır. Çünkü fiziksel acılar bile yalnızca duyusal algıyla ilgilidir. Us, dış dünyadaki olaylardan etkilenmez, sadece onlara verdiği anlam ile değişir.
Eğer bir şey seni üzüyorsa, aslında seni üzen şeyin kendisi değil, ona yüklediğin anlamdır. O anlamı değiştirdiğinde, acının etkisi azalacaktır.
Başkalarının zihnini anlamaya çalış ve onların da senin zihnine nüfuz etmesine izin ver. Gerçek bilgelik, birbirimizi anlayarak mümkün olur.
9. Kitap
Haksızlık etmek, doğaya aykırıdır ve ahlaki bir suçtur. Evrensel doğa, insanları birbirine zarar vermeksizin, karşılıklı yardımlaşmaları için yaratmıştır. Adaleti ihlal eden herkes, Tanrı’nın iradesine karşı gelir. Aynı şekilde, yalan söylemek de doğaya ve hakikate aykırıdır.
Her kim bir suç işlerse, aslında kendisine zarar vermiş olur. Haksızlık etmek, başkalarına olduğu kadar kişinin kendisine de kötülük etmektir. Ayrıca, bir kişi sadece yaptığı hatalardan değil, yapması gerekenleri yapmamaktan da sorumludur.
Tüm canlılar ortak bir ruha sahiptir. İnsanlar ve diğer varlıklar arasındaki fark, bizlerin bilinçli bir akılla donatılmış olmasıdır. Doğa, varlıkları bir araya getirme eğilimindedir; toprak, su ve hava gibi unsurlar birbiriyle birleşmeye meyillidir. Aynı şekilde, insanlar da doğal olarak topluluklar oluşturur. Ancak günümüzde insanlar, bu birliği unutmuş ve birbirlerinden uzaklaşmıştır.
İnsan için iyi ve kötü olan, başına gelenler değil, onun yaptıklarıdır. Gerçek erdem, kişinin eylemlerinde ortaya çıkar.
Dış dünyadaki nesneler, kendileri hakkında hiçbir şey bilmezler. Onlara anlam veren, senin yönetici ilken olan aklındır. Gerçek mutluluk, zihin tarafından yaratılır.
Gerçek bilgelik, her durumda doğru olanı yapmaktır.
Tanrılara dua ettiğinde, bir şeyin olmasını ya da olmamasını istemek yerine, o şeyi istemekten kurtulmayı dilemek daha bilgecedir. Gerçek özgürlük, arzularını kontrol edebilmektir.
Bir hırsızın ya da kötü bir insanın varlığı seni şaşırtmamalıdır. Çünkü bu tür insanların dünyada var olması kaçınılmazdır. Başkalarının hatalarını düzeltmek için onlara erdem yolunu gösterebilirsin. Ancak seni sinirlendiren şeylerin aslında zihnine zarar veremeyeceğini unutma.
10. Kitap
Her şey önceden belirlenmiş bir nedensellik zinciri içinde gerçekleşir. Başına gelen her şey, doğanın ve evrensel düzenin bir parçasıdır.
İnsan, evren karşısında küçük ve önemsizdir. Bir örümcek sinek yakaladığında ya da bir avcı bir hayvanı tuzağa düşürdüğünde nasıl böbürleniyorsa, insanlar da başarılarıyla gururlanır. Ama bu, gerçek anlamda değerli bir şey değildir.
Bir insan için en önemli şey:
- Doğru olanı yapmak,
- Doğanın sunduğu koşulları kabullenmek,
- Başkalarının düşüncelerine takılmamak olmalıdır.
Kendi doğasından kaçan kişi, bir köle gibi kaçak yaşar.
Birinin yaptığı her eylemde, “Bu adamın amacı ne?” diye düşün. Ancak önce kendi amacını sorgula.
İnsan bedeni, sadece bir araçtır. Gerçek insan, içindeki yönetici ilkedir.
11. Kitap
Bir müzik parçasını tek tek notalarına bölersen anlamını yitirir. Aynı şekilde, yaşamı ya da olayları parçalara bölerek değerlendirirsen onların anlamını kaybedersin. Olayları bütünlük içinde görmeli ve değerlendirmelisin.
Sanat, doğayı taklit eder. Doğa her şeyi kapsayan en büyük yasadır, bu nedenle doğanın adalet anlayışını aşacak bir insan yasası veya sanatı olamaz.
İnsanlarla Olan İlişkilerde 9 Kural
- İnsanlarla doğru bir bağ kur, düşmanlık besleme.
- Kendi hatalarını da göz önünde bulundur.
- Başkalarını hemen suçlama, onların eylemlerini anlamaya çalış.
- Öfkeye yenik düşme, çünkü insan yaşamı kısadır.
- Başkalarının yaptığı her şey kötü değildir, bazen bir amaçları vardır.
- Başkalarının yanlış yaptığını bilsen bile, onların bunu bilerek yapmadığını unutma.
- Seni rahatsız eden şey onların yaptıkları değil, senin bu konudaki yargındır.
- Öfke ve üzüntü, olayların kendisinden daha zararlıdır.
- İyilik yapmaya devam et, çünkü gerçek iyilik yenilmezdir.
12. Kitap
İyi insanların ölümden sonra yaşamaya devam etmemesi tanrısal bir hata mıdır? Hayır. Eğer gerekseydi, tanrılar evreni farklı düzenlerdi. Demek ki bunun böyle olması en doğru ve doğal olanıdır.
İlkelerinin uygulamasında bir gladyatör gibi kılıç kullanmaya bağımlı olma, boksör gibi yumrukların her zaman hazır olsun. Çünkü boksörün silahı, her zaman kendisinde olan doğal gücüdür.
Gerçek değilse söyleme, doğru değilse yapma.
Tıpkı güneş ışığının bölünmezliği gibi, ruh ve us da aslında birdir.
Daha uzun yaşamak mı istiyorsun? Önemli olan ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır.
Ölüm, doğru zamanında geldiğinde korkulacak bir şey değildir. Sahnedeki bir oyuncu gibi rolünü tamamladığında sahneden ayrılmalısın.